Fuyku?
1 Ocak 2007 Yazan: Fuykusuz Fuyku
Hayat hikayem falan yalan, henüz o kadar olmadım da..
Bir kaç özelliğim var sanki beni ben yapan. O halde başlarsak.. ben sürekli ben kimim, bu dünyada ne yapıyorum, yaşamamın ve yaşamımın amacı ne sorularını kendine soran bir uzaylı, “buralardan gitmek” özlemimin nasıl da azaldığını gittikçe farkedip herhalde ben hiç gidemeyeceğim duygusuna kapılan akut bir pesimistik, bir o kadar zıt “yapabilirim, edebilirim, değiştirebilirim, değişebilirim, bu güç herkes kadar bende de var” diyen kronik bir optimistiğim. Çoğu zaman yaşlandığında çokça konuşan, etrafındaki yaşıtlarını artık konuşmaktan bıktırmış, ama çocukların ve gençlerin dinlemekten zevk aldıkları bir teyzecik olarak düşünüyorum. Ancak en büyük korkum da bu bir yandan, çünkü büyük ihtimalle hayalleri gerçeklere büyük gelmiş, o cevvalce konuşmalarının hakkını verememiş, oldukça sıradan bir hayat yaşayacağım. Dolayısı ile belki de uyduracağım biraz yaşlanınca anlattıklarımı. Şimdi bile en büyük zevkim küçük çocuklara renkleri yanlış öğretmek.
Bilerek değiştirmeye çalıştığım yönüm Karadeniz gibi aniden kabaran sinirim, pamuk gibiyken birden kabarmış bir hindiye dönüşüşüm.
Sevdiklerim müzik, müzik, müzik. Özellikle Kings of Convenience, Cocorosie, Yann Tiersen, Norah Jones ve bayıldığım filmlerin bayıldığım müzikleri. Çoğu zaman o filmlerin müziklerini kafamın içinde çalıp yaşamımı klip gibi düşünüp o klibi izliyorum. Ve TV’nin sesi kısıkken örneğin Flash TV’yi açıp öbür yandan evde müziğin sesini açıp o birbirinden alakasız görüntü ile müziğin birleşmesini seviyorum.
Turuncu rengi hiç sevmem, sevdiklerin ise diğer tüm renkler hemen hemen. Voltran tayfası ile de kılık değiştirip sokağa çıkmak ve adalara gidip ejderha boyutundaki martılarla yüzmeyi seviyorum. Ve 80′lerdeki gibi giyinip dışarı çıkmayı, annemin vatkalı kıyafetleri ile fotoğraf çektirmeyi hala seviyorum. Kunduz yemek yapsın, ben rahatıma bakayım; kunduz site kursun ben rahatça atıp tutayım; kunduz eşek gibi çalışsın ben ona “ohoo siz de yata yata para kazanıyorsunuz” diyeyim ve onu bolca güldüreyim, onunla İtalya’ya tekrar gidelim ve gene şarap sanıp aldığımız şampanya ile Venedik’te biraaaazcık ses yapalım istiyorum.
Tüm sevdiklerimi toplayıp bir gün Karadeniz turu yaptırmak ve Ordu sahillerinde yürümek istiyorum. Ve kuzenimin yanına Hollanda’ya gidip sürekli sitem eden kendisini artık susturmak istiyorum. Anneannemi ve pek sevdiğimiz, bir tanemiz Voltran’ın incisi Begüm’ümüzü hiç olmazsa rüyalarımda daha sık görmek istiyorum. Bol bol Çin filmi izlemenin faydası olsun ying yang olayını aşayım, hayatımda sevdiklerim ve işim arasında sağlam bir denge olsun istiyorum. Ve sabahları sadece sağlıklı olduğum için şükredebilecek kadar akıllı, her gün yeni bir şeyler öğrenmek isteyecek kadar yaşama heveslisi, ve bir de tüm bunları yapabilmek için uykuyu biraz daha az seven bir insan olayım.
Nerede kalmıştık..?
